Kur’an’ı Anlamak ve Metodoloji

Kur’an’ı Anlamak ve Metodoloji
29 Nisan 2015 tarihinde eklendi, 1.157 kez okundu.

Tefsir çalışmaları geçmişten günümüze müfessirlerin ayetlerin anlamını ve maksadını inceleme çalışmaları olarak görülmektedir. Böylelikle ayetlerin derin manalarını inceleyerek Yüce Yaratıcının bizlere ilettiği mesajın daha iyi anlaşılacağını düşünmüşlerdir. Allah hepsinden razı olsun. Ben tefsir çalışmalarının geçmişten günümüze nasıl geldiğini ve farklı metodoloji çalışmalarını kısaca sizlere sunmaya çalışacağım. Kur’an çalışmalarının nasıl yapıldığına değinelim.

Öncelikle Sevgili Peygamberimiz devrinde sahabe Kur’an hakkında anlamadıkları bir şey olursa Peygamberimize sorarlardı. Yalnız burada önemli bir nokta var. Ayetler o topluma yaşadıkları sorunlar ile ilgili direk bir hitap idi. Yani o dönem insanları ayetlerin hangi konuya işaret ettiği ile ilgili bir problem yaşamadıkları gibi benzetme yapmak gerekirse Allah sanki içlerinden biri gibi onlara sesleniyordu. Dolayısı ile toplum yaşadığı sorunların çözüm yolunu direkt Allah’tan alıyordu. Peygamberimizin vefatından sonra sahabe hem peygamberin vefatına hem de artık Yüce Yaratıcılarının kendileriyle konuşmayacaklarına üzülüyorlardı.

Hz. Peygamber (sav)’den sonra sahabe sebeb-i nüzûle vakıf olmaları ve peygamberin örnekliği daha hayatlarında devam ettiği için Kur’an’ı anlamakta ve yaşamakta zorlanmadılar.

Dört halife dönemi ile başlayan fetihlerden sonra genişleyen devlet sınırları içerisinde yeni Müslüman olmuş kişilerin din öğrenme ihtiyacına cevap vermek o devir için çok zordu. Bu sebeple sahabeden sonraki kuşak olan tabiin sahabeden öğrendikleri yöntemle bir anlayış geliştirmeye çalıştılar. Ancak yaşanan sorunlar ve devrin siyasi olayları dinin inanç boyunda doğru öğrenilmesine de engel olmaktaydı.  Dönemin siyasi sorunları dinin inanç boyutunun şekillenmesinde önemli rol oynamaktaydı.  Sahabe devri siyasi hadiseler kelami sorunlara da etki edince Müslümanların din anlayışı günümüze kadar kapanmamış çok derin yaralar almıştır. Emevi baskısının dayattığı kaderci dünya anlayışı insanların hayatlarını tehdit etmiş ve bir çok sahabe bu dönemde şehit edilmiştir. Bu dönemde oluşan tefsir çalışmaları üç tefsir okulun oluşmasına yol açmıştır. 1- Mekke okulu, 2- Medine Okulu, 3 – Irak (Kufe) okulu

Tabiun döneminde yapılan tefsir çalışmalarının temelini üstatları sahabelerin sözleri yani hadisler oluşturmaktaydı. Dolayısı ile yapılan tefsir çalışmaları her ne kadar bir disiplin halinde olmasa da çağın gereklerini karşılayacak nitelikte olan hadis ilminin bir kolu olarak yapılmaktaydı diyebiliriz. Bu çalışmalar rivayet tefsirinin doğmasına yol açmıştır.

Tabiun döneminden sonraki Etbau Tabiun döneminde ise tefsir başlı başına ilmi bir hüvviyet kazanmıştır. Bu dönemde her bir ayet Mushaf tertibi gözetilerek tefsir edilmeye başlanmıştır. Bu dönemdeki tefsir çalışmalarının çoğu günümüze kadar gelememiştir.

Böyle bir girişten sonra günümüze kadar genel olarak içi çeşit tefsir metodolojisi yapılmıştır. Birincisi yukarıda bahsettiğimiz rivayet tefsiri, ikincisi ise değişik zamanlarda yapılmış olan dirayet tefsiri. Dirayet tefsirine gelince arp dili ve edebiyatı ile felsefi ve birçok ilme dayanan tefsirdir. Kişinin bu alanları iyi kullanarak çağın sorunlarına yine çağın ilimleri ile cevap bulmaya ve Kur’anı da bu perspektifte anlamaya çalışan bir yaklaşımdır. Dirayet tefsiri tarihsel süreçte müfessirin metoduna göre değişik şekillerde oluşmuştur.  Bu konuda onlarca ( Tasavvufi, Fıkhi, İcmaili, Fenni, Edebi, İctimai vs) tefsir biçimi sayılabilir.

Peki hangi metodoloji Kur’an’ın maksadını ortaya koyar? Bir sonraki yazıda değineceğim.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Sayfa başına git